İletişim Bilgileri Dernek Üyelik İşlemleri Sıkça Sorulan Sorular Kurumsal Anasayfa [İslam Birliği Derneği] Anasayfa
MENÜ
BİZE KATILABİLİRSİNİZ
SIKÇA SORULAN SORULAR
Bu bölümde derneğimiz ve faaliyetlerimiz hakkında sıkça sorulan sorulara ve cevaplara ulaşabilirsiniz. Soruları ve cevapları incelemeden önce açık ve net olarak belirtmek gerekir ki İslam kardeşliğinde, “La ilahe illAllah, Muhammeden Resulullah” demek yeterlidir. Müslümanlar, bu en önemli noktayı görmezden gelip birbirlerini farklı bakış açısından dolayı inkarla nitelendirdiklerinde İslam kardeşliği zedelenmiş olur. İslam Birliği Derneği, İslam kardeşliği çizgisinde, Allah ve Resulünü seven her Müslüman’ı hangi mezhepten olursa olsun kardeşi olarak görmektedir. Sorulara verilen cevapların tamamı bu çizgidedir.
    Derneğimiz, hiçbir etnik, dini ve siyasi ayrım gütmeden ve gözetmeden, anayasal demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutarak her kesimden milleti tam eşitlikle kucaklayıp milli dayanışmanın temeli olan insani barışı sürekli kılmak ve ateist, materyalist, darwinist sömürüye karşı çıkarak İslam dünyasının aydınlanmasına katkıda bulunmak ve Türkiye'nin önderliğinde Türk-İslam Birliği’nin kurulmasına vesile olmak üzere 16 Ağustos 2010 yılında  kurulmuştur.

    Daha fazla bilgi için lütfen bknz. Kurumsal
    Türk-İslam Birliği, bir gönül birliğidir. Bu birlik özünde sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıya dayalıdır. Dili, dini, inancı veya kültürü ne olursa olsun her insana saygı duymayı savunur. Huzur, barış ve kardeşliğin yanısıra sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek medeniyet seviyesine ulaşmak birliğin nihai hedeflerini oluşturmaktadır.
    Osmanlı Devleti’nin varlığının siyasi olarak ortadan kalkmasının ardından İslam dünyasında meydana gelen merkezi otorite boşluğu, Balkanlar’da, Ortadoğu’da ve Kafkaslar’da özellikle son yılarda çok yaygın bir şekilde hissedildiğinde gözler Osmanlı’nın mirasçısı Türkiye’ye çevrilmektedir. Bu durum bize, 1900'lü yılların başından bu yana savaşların ve çatışmaların bitmediği Ortadoğu’ya, Balkanlar'a ve Kafkasya'ya kalıcı barışın getirilebilmesinin, ancak bu tarihi mirasın varisi olan Türkiye'nin liderliğinde kurulabilecek büyük bir siyasi otorite sayesinde mümkün olabileceğini göstermektedir. Dünya milletleri Anadolu topraklarında yaşayan 36 etnik kökenli insanımıza yüzyıllardan beri Türkler diyerek hitap etmektedir. Netice itibariyle asılarca yeryüzüne barış, huzur ve sevginin hakim olmasına vesile olan Anadolu insanıdır yani Türk Milleti’dir.

    Türk-İslam Birliği derken burada istenen İslam âleminin liderinin Türkiye yani Anadolu insanının olduğunun vurgulanmasıdır. Irk üstünlüğü dinimizde haramdır. Ancak Yüce Allah bir Kuran ayetinde, insanlığı kavim kavim yarattığını (1), aynı ayette ırkça ya da soyca kimsenin kimseden üstün olmadığını ve bir başka Kuran ayetinde bazılarını bazılarına üstün kılacağını (2) söylemektedir.

    BİR BAŞKA DEVLET “LİDER BENİM” DİYEMEZ Mİ?
    Yukarıda anlatılanlar böyle bir soruyu akıllara getirebilir. Osmanlı, üç dine ve muhtelif mezheplere mensup, dilleri, kültürleri, ırkları birbirlerinden tamamen farklı milyonlarca insanı asırlar boyunca hiçbir zulme maruz bırakmadan huzur içinde yaşatmıştır. Şu an yeryüzünde Türkiye’nin dışında hiçbir devlet Osmanlı’nın mirasçısı değildir ve hepsi Osmanlı’nın idare sanatına çok uzaktır. Merkezi yönetiminin Türkiye topraklarında yer aldığı Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar Müslüman Türk milletinin idaresi altındayken huzur bulmuş ve refaha kavuşmuştur. Üstelik batı dünyası da bu sayede İslam dünyası ile ilgili sorunlarda ciddi anlamda muhatap bulmuştur.

    Bugün farklı devletlerde ve Türkiye’de bir çok İslam alimi, Türkiye’nin liderliğini kabul etmiş ve İslam aleminin geleceğinin Türkiye’nin tavırlarına ve bu zamanda yapacağı çalışmalara bağlı olduğunu vurgulayarak Türk-İslam Birliği’ni desteklemiştir.

    (Kovulmuş şeytandan Yüce Allah'a sığınırız)
    1- “Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurât Suresi, 13)
    2- “O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (En'âm Suresi, 165)
    “Bu zamanın en büyük farzı İttihad-ı İslam’dır.” Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, hangi pencereden bakarsanız bakın ezilen ve aşağılanan halklarının genelinin Müslüman olduklarını görürsünüz. İslam’ın sancaktarı Osmanlı’nın dünya egemenliğini kaybetmeye başlamasının hemen akabinde 1850’lerde başlayan bu karanlık döneme ait tarih, derinlemesine araştırıldığında insanların birbirlerini çeşitli bakış açılarından dolayı öteledikleri görülür. Oysa İslam kardeşliğinde, “La ilahe illAllah, Muhammeden Resulullah” demek yeterlidir. Müslümanlar bu en önemli noktayı görmezden gelip birbirlerini farklı bakış açısından dolayı inkârla nitelendirdiklerinde İslam kardeşliği zedelenmiş olur. Bu ayrımcılık günümüzde aynen sürdürülmektedir. İslam Birliği Derneği, tüm insanlık için günümüzde en acil, en etkili ve en gerekli olan “İslam Birliği” ismini bu noktada değerlendirmektedir.
    İslam Birliği Derneği, 1.5 milyarlık nüfusa sahip İslam dünyasının tamamını temsil edecek şekilde yapılanmaktadır. Bu açıdan baktığımızda herhangi bir cemaat, tarikat ya da gruba bağlı olmak İslam Birliğini savunmak açısından etik düşmemektedir. Netice itibariyle derneğimiz kurum olarak hiçbir yere bağlı değildir.
    Milyonlarca Müslüman kardeşimiz günümüzde Hz. Muhammed (S.A.V.)’in görevini vekaleten yürüten çok değerli Alimlerimizin yolundan gitmektedir. Dernek yönetimi ya da dernek üyeleri bahsi geçen Alimlerimizin yolundan gidebilir ve bu kişiler doğal olarak farklı gruplarda bulunabilir. Bu derneğimiz için çok büyük bir nimet ve zenginliktir.
    Bugün Müslüman nüfusuna baktığımızda herkesin Yüce Allah’ı ve O’nun sevgili Resulü Hz. Muhammed (S.A.V.)’i ortak olarak sevdiği görülür. Yani Müslümanların ayrılmasına ve parçalanmasına sebep olan fıkıh mevzularını ve mezhepleri bir kenara bıraktığımız da; Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, kitabımız birdir.

    Dikkat edilirse, Müslüman kardeşlerimize empoze edilmeye çalışılan fitne Allah’ı, Kuran’ı yada Resulullah’ı referans alarak değil değil Hz. Muhammed (S.A.V.)’in “benim varislerim” dediği değerli İslam alimlerimizin fıkhi görüşleri veya mezhepler üzerinden yürütülmektedir.

    İslam Birliği Derneği, birleştirme ve bütünleştirme unsurlarını programlarken Müslümanların ayrılık yaşadıkları fıkıh ve mezhep konularını değil birleştirici olan Yüce Allah’ı, Yüce Allah’ın kelamı Kuran-ı Kerim’i ve sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’i referans almaktadır.
    Lütfen bknz. Şubeler
    Lütfen bknz. Temsilcilikler

KATILIMCILAR
Mustafa ÜSTÜNAhmet ÇAKARMehmet SAĞLAMRifat HİSARCIKLIOĞLUC. Yılmaz DEMİRİzzet TAŞCITurgut AKSUMustafa ÖZTÜRKAydın Nezih DOĞANMehmet Emin ARSLANŞamil TAYYARMehmet SILAYM. Mehdi EKEROnur YILDIZMuhammet ÇAKMAKÖmer ÜNSALBekir BOZDAĞAli Haydar YENERSerdar DAYANIKAltuğ BERKERNevzat YALÇINTAŞİdris GÜLLÜCEM. Atilla MARAŞMurat ÖZDEMİRM. Murtaza YETİŞ

RSS Kaynakları | Haritalar | Türkçe | English
© 2017 İslam Birliği Derneği - www.islambirligi.org.tr - 15 Aralık 2017 Cuma
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.